26 Nisan 2009 Pazar
Galiptir Bu Yolda Berabere!
Ve tabi ki asıl gerçek, Bülent Korkmaz'ın bu takımın hocası olamayacağıdır. Geldiği günden beri hep ısrar ettiğim şey, bu adamın hangi akla hizmet takımın başına getirildiğini birinin çıkıp açıklamasıydı. Önceki çalıştığı takımlara ne yaptığı ortada... Galatasaray seyircisine Gençlerbirliği deplasmanında yaptığı hareket ortada... Gittikten sonra Galatasaray başkanının yaptığı jubile davetlerine icazet etmemesi ortada...
Burada futbolcu gözüyle takımıma bakıyorum.
Maça çift forvet gibi başlıyoruz. Hayır hayır hoca Nonda'yı sağa çekti. Olmadı, Serkan çok yalnız kalıyor. Baros'u sağa çekti. Allah'tan bir şans golü bulduk. Takımda 4 tane topu çok iyi oynatacak adam var, ama 4'ü de bizim yarı sahada. Ulan biz nasıl gol atacağız? Neyse yemeyelim bari... Oha rakip gelmeye başlamışken Baros çıktı, e bu adam değil mi hızlı, çevik, sürekli savunmanın başını ağrıtan ve ligin gol kralı... Al işte Baros'ta hocaya tavır yaptı. Abi zaten bu adam sezon sonunu bile göremez... Zaten seneye takımda Arda'nın üzerine kurulacakmış... Arda nerede hakikaten? Daha cezası bitmeden sürekli ceza alıyor... Yönetimden para cezası da almıyor... Lincoln geç kalınca laf oluyor... Aslında Lincoln iyi topçu ama sorunlu... Aha korner oldu dur defansa yardım edeyim... Bu Hasan abi ne kadar çok konuşuyo ya... Aha yedik golü... Al işte... Neyse artık önümüzdeki seneye bakarız...
Bugün eminim, herkes keşke Skibbe kalsaydı, hiç değilse iyi futbol izliyorduk demiştir. Bülent Korkmaz bu maçla Galatasaray kariyerini sona erdirmiştir. Bu Galatasaray'ın hayrınadır. Bu adamın başarısız olacağı gün gibi ortadayken takıma hoca yapmak, sadece Adnan Polat'ın yapabileceği bir işti ve nitekim öyle oldu... Umarım seneye kariyerli düzgün bir hoca gelir bu takımın başına ve iyi futbol oynayan bir takım izleriz.
Hayırlı puan kaybı, tam olarak budur. Artık önümüzdeki yıla konsantre olup, yeni hoca ve yeni futbolcularla görüşmeler başlayabilir.
Selametle
TzTa
25 Mart 2009 Çarşamba
İngiltere'nin 4 Büyük Takımının 09/10 Formaları
Arsenal Deplasman:
Siz ne düşünüyorsunuz?
Neler Olmuş
- Didier Drogba, sorun yaşadığı Scolari'nin gitmesiyle birlikte Chelsea'de kalmak istediğine karar vermiş. Yeni bir kontrat imzalamayı düşünüyormuş. Anelka'nın da sakatlığıyla birlikte Drogba tekrar takımının forvet hattındaki ilk tercihi haline geldi.
- Blackburn'lü Andre Ooijer, sene sonunda eski takımı PSV'ye dönüyormuş.
- Tottenham menejeri Harry Redknapp, Genoa'nın Udinese'yi 2-0 yendiği maçta gol atan Diego Milito'yu izlemiş. Beğenmiş olacak ki transfer etmek istemiş. Sezon başında almak istemişler, ama 14 milyon pound isteyen Zaragoza'ya istedikleri teklifi veremeyince Milito da eski kulübü Genoa'ya dönmüştü. Şimdi Genoa onu satmaya yanaşır mı, zor. Bu arada Tottenham cephesinden bir sevindirici haber, 4 aydır sakat olan Alan Hutton iyileşti ve maç yapabilecek duruma geldi. Öyle ki İskoçya milli takım kadrosuna bile çağırıldı.
- Liverpool'un İspanyol sağ beki Alvaro Arbeloa, takımlarına tarihlerindeki ilk Premier League şampiyonluğunu getirebilirlerse, Liverpool şehrinin en büyük efsanesi ünlü müzik grubu The Beatles'ı geçebileceklerini söylemiş. Bu işin esprisi bile olmaz, biri şu çocuğa Beatles'ı anlatsın.
- Liverpool'dan devam. Bu sene takımında inanılmaz bir performans ortaya koyan Steven Gerrard, bu performansını takım arkadaşlarına ve çok severek oynadığı yeni pozisyonuna bağlıyor. Arkasını toplayan iki ortasaha olduğunda daha iyi ve rakip için tehlikeli olduğunu söylemiş ve Capello'ya da mesajı göndermiş, "Beni arkaya bağlama". Bu arada Gerrard bu sene hiç olmadığı kadar mutlu olduğunu ve sözleşmesini 2013'e kadar uzatmak istediğini söylemiş.
- Moratti reste rest çekmiş! Zlatan İbrahimovic'in, takımı Manchester United'a elendikten sonra yaptığı ve Avrupa'da başarılı olamadıkları için ayrılık sinyalleri verdiği açıklamasına, "Her futbolcunun bir değeri var. İyi teklif gelirse satarız. Bakarsınız bir gün İnter Şampiyonlar Ligi'ni kazanır. Ama o gün İbrahimovic, takımımızda olmayabilir. Hayatta her zaman istediğiniz olmuyor. Hayatınızda yaptığınız değişiklikler sonradan pişmanlıklara yol açabiliyor." diyerek karşılık vermiş ve İbrahimovic'e mesajını yollamış.
21 Mart 2009 Cumartesi
Newroz Piroz Be-Nevruz Kutlu Olsun
19 Mart 2009 Perşembe
Mücadele
Galatasaray bugünkü maça avantajlı çıkacak. Saha avantajı bizde, skor avantajı bizde, hava kötü-zemin ağır olacaktır, bu da pozisyon bulup gol atmak zorunda olan Hamburg'dan ziyade teknik oyuncularından yoksun Galatasaray'ın işine gelecektir. Yağmurlu veya karlı havalarda oynanan maçların çoğu golsüz biter. Maç başladığı gibi biterse Galatasaray tur atlayacağı için, işimiz hiç de zor değil. Tek yapmamız gereken gol yememek.
Hal böyleyken en çok sıkıntı çektiğimiz bölgenin defans olması da kaderin bir cilvesi heralde. Tamam sene başından beri birçok sakatlık yaşadık, ama gol yemek istemediğimiz bir maçta 2 as stoperimiz sakat, yedek stoperimiz de cezalıysa bu da büyük bir şanssızlıktır. Semih Kaya'nın oynayabilecek bir durumu yok, bu belli oldu. İkinci stoper olma görevi de yine Kewell'a kaldı. Hamburg'da izledik kendisini, stoper mevkiinde hatasız oynadı. Daha önce de gençken oynamış zaten. Yarı sahamıza kapandığımızda yine Kewell'ın çok sorun çıkartacağını sanmıyorum ben, ama olur da açık alanda yakalanırsak defansımızın zaafları belirgin biçimde ortaya çıkacaktır.
Hamburg'da Petric ve Trochowski yok. Trochowski bana göre Hamburg takımının yarısı. Petric yerine Olic oynayacak, daha bile iyi bir oyuncu olduğunu söylememe gerek yok heralde. Gravgaard da oynamayacaktır. Onun dışında bir değişiklik olmayacaktır. Galatasaray'da ise en büyük zaaf Arda'nın oynamaması olurdu, neyse ki oynayacak. Sağ bekte Serkan Kurtuluş, önünde Sabri çok başarılı bir tercih olacaktır. Böylece Mehmet Güven'den de kurtulmuş olacağız.
Lincoln ve Baros'tan olağanüstü bir performans bekliyorum, özellikle skor avantajını yakalarsak kontra-ataklarda çok başarılı olacaklardır. Ama işi bitirecek olan onlar değil, ortasahamız ve Serkan Kurtuluş'la Harry Kewell'ın göstereceği performans olacaktır. Gerekli hırsla sahaya çıkarsak, turu atlayacağımız konusunda şüphem yok. Hamburg'un direnci çabuk kırılacaktır. Hafta sonunda Schalke deplasmanına gidecekleri de düşünülürse, bu maça kimin daha konsantre ve motive olduğunu tahmin etmek güç olmaz. Bu maçın anahtarı inanç ve mücadeledir, yolunuz açık olsun aslanlar.
Not: Martin Jol, erken gol buldukları takdirde taraftarın şevkinin kırılacağını söylemiş. Galatasaray taraftarını tanımadığı belli oldu.
5'te 5 Gelir Mi?
Manchester United, geçen sene Premier League'i ve Şampiyonlar Ligi'ni kazanmasına rağmen FA Cup ve League Cup'da başarı gösteremeyerek "The European Double"(Avrupalı Duble) yapmıştı. Bu seneki hedefleri ise klüp tarihinde bir kere ulaşılan bir başarı olan "The Treble"ı(Üçlü) gerçekleştirmek. Daha önce sadece 1999'da gerçekleştirilen bu başarı; Premier League, FA Cup ve Şampiyonlar Ligi'nin aynı anda alınmasını kapsıyor.
Bu seneye 7 kupa ihtimaliyle giren Manchester, Süper Kupa'yı kaybetmesine karşılık Community Shield'ı kazandı. Bu 2 kupa neden bilmiyorum(tahminim tek maçla kazanıldığı için), hesaba katılmıyor. Onun dışında kalan 5 kupanın hepsini alma ihtimalini, bugün itibariyle Manchester koruyor. Hatta bu kupalardan iki tanesi olan League Cup'ı ve Dünya Kulüpler Şampiyonluğu'nu kazandı. Geriye kalan Premier League'de liderler, Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finaldeler, ve FA Cup'ta yarı finale çıktılar.
Her ne kadar Alex Ferguson'a sorulduğunda, öyle bir hedefleri olmadığını belirtse de, bana kalırsa Manchester'ın bu seneki tek hedefi geriye kalan 3 kupayı birden kazanmak. Bir Manchester sempatizanı olarak ben de geriye kalan bütün ihtimallerin geçen sezonların getirdiği yüksek beklentiye oranla başarısızlık olacağını düşünüyorum. Umarım Manchester çok yaklaştığı bu kendi tarihinde eşi benzeri olmayan başarıyı yakalar, çünkü bu kadro Alex Ferguson'un da dediği gibi eline geçen en iyi kadro, ve bunu sonuna kadar hak ediyor.
15 Mart 2009 Pazar
Trabzonspor - Galatasaray [24. Hafta]
Maç öncesi...Galatasaray'da eksiklerin üstüne bir de, kadrodaki rotasyon ekleniyor ve tuhaf bir kadro sahaya çıkıyordu. Hamburg maçı düşünülerek asıl rotasyon beklenen bölge olan, savunmada herhangi bir değişiklik olmazken; orta saha ve ileri uçtaki değişiklikler göze çarpıyordu. Mehmet Güven orta sahaya yeni isim olarak eklenirken, ön tarafta ise; Ümit-Baros ikilisinin arkasında gezgin bir Arda Turan vardı.
Trabzonspor da Yattara'nın eksikliğinde yaratıcılık anlamında ümitlerini Alanzinho'ya bağlamıştı. Sağ bekte beklenenin aksine Serkan Balcı değil, Tayfun Cora vardı ki; Arda'nın karşısında pek tutunamayacağını önceden tahmin etmek hiç de zor değildi...
Maç...
Özetlersek...
Sonuç olarak sahada daha çok doğru işler yapan takım Galatasaray'dı. Elinden gelen mücadeleyi de gösterdi, pozisyonlar da buldu. Hakemler ciddi anlamda "maçı katletti." Song'un atılmaması, Hüseyin'in oyunda kalması, Yaser'in pozisyon almaya çalışırken dirseğinin rakibine çarpmasını kırmızı kartla cezalandırlması tamamen hayal ürünüydü...
Ayrı bir nokta, Sivasspor bu kadar kötü futbolla, daha doğrusu futbolun güzellikleri adına hiçbir şey yapmazken liderse, Trabzonspor bu kadar kötü oyuncularla hemen arkasındaysa ve bunlardan biri ligde şampiyon olursa, varın o ligin halini siz düşünün...
Galatasaray'ın artık Hamburg maçına konsantre olması gerek. Bence lig bu maçtan sonra artık tamamen kaybedildi gibi. Daha çok puan kayıpları olacaktır mutlaka, ama o arada Galatasaray'da puan kaybedecektir. O yüzden en azından Uefa'da gidilebilecek en üst noktalara ulaşmak gerekir.
Selametle
TzTa