15 Eylül 2009 Salı

Mustafa Denizli ve İhtimaller


Mustafa Denizli ihtimal hesaplamayı çok sever. Yeri geldiğinde bu maç için şansımız %51 diye açıklama yapar, yeri geldiğinde 26. hafta sonunda ligde yaşanacak kopma ihtimalini hesaplar. Şampiyonlar Ligi'nde mücadele edeceği B Grubu'ndan çıkma ihtimalini de yorumlamış: "Bu gruptan çıkmak için öncelikli olarak minimum ve maksimum puan sınırlarını belirlememiz lazım. Benim yaptığım çalışmalara göre bu grupta doğru zamanda doğru takımla 7 veya 8 puan bir üst tura çıkmamıza yetecektir. Herhangi bir şekilde elde edeceğimiz 10 veya 11 puan bizi üst tura çıkaracaktır". Açıklamada yanlış olan bir taraf yok, Şampiyonlar Ligi gruplarında 10 puana ulaşan takımlar genelde bir üst tura çıkmaya hak kazanır.

Biraz da Beşiktaş'ın bugün yapacağı maçın ihtimallerini konuşalım. Hem grubun açılış maçı, hem de rakibin grubun en iyi takımı olması nedeniyle bu maç Beşiktaş'ın grupta oynayacağı en önemli maçlardan biri. Manchester United bu grupta Beşiktaş'ın rakibi değil, onlara şimdiden gruptan 1. olarak çıkmış gözüyle bakabiliriz. Ancak Manchester United'ın Beşiktaş'ın rakipleri CSKA Moskova ve Wolfsburg'a puan bırakmama ihtimali de oldukça kuvvetli olduğundan, Beşiktaş'ın bu maçtan puan alması, rakiplerinin bir adım önüne geçmesi demek oluyor. İngiliz takımlarının deplasmanda İngiltere'de oynadıkları kadar iyi oynamadıkları bir gerçek. Üstelik geçmiş tecrübelerinden dolayı Türk takımlarından çekindikleri de ortada. Bu nedenle maç başlarken savunan bir Manchester United göreceğimizden oldukça eminim.

Bu noktada Beşiktaş'ın maç başında kuracağı baskının dozunu iyi ayarlaması gerekir, zira rakip forvette Rooney, orta sahadaysa onun önüne nokta ara pasları atabilecek kapasitede Carrick, Scholes, Anderson gibi oyuncular varsa, her kontra-atak tehlike yaratır. Cristiano Ronaldo ve Tevez ayrıldıktan sonra ezbere konuşup Manchester'ın geçen seneki kadar iyi olmadığını söyleyenlere hayret ediyorum. Bu hiçbir şey değilse o kulübede 23 yıldır oturan Sir Alex Ferguson'a büyük saygısızlık. Fergie'nin takımı tam bir sistem takımı, zaten ilk 11 oyuncusu olmayan Tevez'le mi güç kaybedecek? Geçen seneden tek eksikleri dünyanın en iyi 2 oyuncusundan biri olan Cristiano Ronaldo. Ama en azından bu hafta sonu Tottenham deplasmanında oynadıkları oyunu izlerseniz geçen seneden pek bir farkları olmadığını anlayabilirsiniz. Bir kere Manchester United çok komplike bir takım. Bir sürü hücum silahları var, takım savunmasını da Avrupa'da en iyi yapan takımlardan biri. Özellikle orta sahadaki pas alışverişleri hem rakibi yoruyor, hem de topun onlarda kalmasına neden oluyor. Stoper ikilisi bana kalırsa dünyanın en iyi ikilisi. Hücumda İngiliz takımlarının ortak silahı duran toplara ve Evra'nın sol kanattan yaptığı bindirmelere çok dikkat etmek lazım. Tabi bir de en büyük silahları, yanında Berbatov gibi bir pivot forvetle oynadığı zaman her an her şeyi yapabilecek kadar tehlikeli olan Wayne Rooney var.

Tüm bunlara karşın, Manchester United'ın sağ kanadının nispeten güçsüz olduğunu söyleyebiliriz. Yazının başında bahsettiğimiz Türkiye deplasmanlarından çekinme faktörü ve Beşiktaş taraftarının yaratacağı müthiş atmosfer, Beşiktaş'ın en büyük artıları. Artık Mustafa Denizli'nin sürpriz kadroyu falan boş verip Holosko'yu ilk 11'de, Ernst ve Fink'i de çift ön libero oynatması Beşiktaş'ın şansını artırır. Galatasaray maçında oldukça iyi bir performans sergileyen Serdar Özkan da maça başlayan oyuncular arasında olmalıdır. Oynadığı takdirde Nihat'ın da kendini kanıtlayacağını düşünüyorum. Manchester gibi senede sadece birkaç kez yenilen bir takımı yenmek için bir yol benim aklıma gelmiyor, umarım Mustafa hocanın aklında bir şeyler vardır.

İlk akla geleni en son söyleyeyim, bu maç sonunda onur kırıcı bir skor oluşacağını düşünmüyorum. Fink ve Ernst ikilisi iyi oynayıp Manchester United orta sahasını kilitlerse beraberlik bulunması ihtimaller dahilinde. O da Mustafa Denizli'nin performansına bağlı. Sonuç ne olursa olsun, bir taraftar için kendi stadında Manchester United'ı izlemek bile büyük bir keyif. Hem belki Beşiktaş bir galibiyet bile çıkarabilir, sonuçta o da düşük de olsa bir ihtimal.

Kanye West'in Egosu

Kanye West'in büyük egosu başına iş açmaya devam ediyor. İkinci kez bir ödül töreninde sahneye atlayarak antipati topladı. 2006'da en iyi video ödülünü Justice vs. Simian'a kaybettiğinde de sahneye atlayıp, "Ben klibimde Pamela Anderson'ı oynattım, 1 milyon dolar harcadım." gibi görgüsüzce açıklamalar yapmıştı. Şimdi de Taylor Swift'in aldığı ödülden sonra konuşmasını keserek Beyonce'nin videosunun daha iyi olduğunu söyledi ve çok da fazla şaşırtmadı. South Park'ın egosu büyük olduğu için eleştirdiği Kanye West, kendisini hiçbir şekilde değiştirmediğini gösterdi. Ona en iyi cevapsa, kendisi ödül aldıktan sonra, konuşmasını bitirme fırsatı bulamayan Taylor Swift'i tekrar sahneye davet eden Beyonce'den geldi. İzlemeyen varsa, videosu: http://www.youtube.com/watch?v=1z8gCZ7zpsQ

14 Eylül 2009 Pazartesi

Adebayor ve Gol Sevinci


Hepimizin bildiği gibi, Sheyi Emmanuel Adebayor bu senenin başında Manchester City'ye transfer olana kadar 3 sene boyunca Arsenal forması giymişti. Rakip takıma giden bir futbolcu taraftardan her zaman tepki görür, Adebayor'un transferinde de kural değişmedi. Premiere League'in 4. maçını yapmak için City of Manchester Stadium'a gelen Arsenal taraftarları Adebayor'u maç boyunca ıslıkladı ve aleyhinde tezahürat yaptı. Adebayor da onlara cevabını 80. dakikada golünü attıktan sonra Arsenal taraftarının olduğu ters tribüne 100 metrelik bir koşunun ardından kayarak yukarıdaki görüntüyü oluşturdu ve bu şekilde verdi. Birçok futbol sever Adebayor'un bu hareketini kınayacaktır ama bence Adebayor ayıplanacak bir şey yapmadı. Sonuçta tribündeki taraftarlar ona tepkilerini gösterebiliyor hatta küfür dahi edebiliyorsa, onun da kendini bu şekilde ifade etmesinin cezası en fazla sarı kart olmalı.

23 Ağustos 2009 Pazar

Abdul Kader Keita


Fransa liginin futbola kattığı güzelliklerden biri daha.. Geldiği günden beri gösterdiği performans, artık onun hakkındaki umutlarımı kısa da olsa anlatacağım bi yazı yazmaya itti beni..

Lille takımı onu Katar'ın Al Sadd takımından almış.Sonrasında 16 milyon euro karşılığında Lyon'a transfer olmuş ve 2 sezon oynadıktan sonra 8.5 milyon euro bonservis bedeliyle Galatasaray'a geldi.Milli takımda da oynuyor.

Şu ara herkes onu konuşuyor. Galatasaray taraftarı olan aman nazar değmesin diye bakıyor, olmayan kıskanarak.. Daha konuşmak, takıma olan yararını ölçmek için erken sayılabilir ama müthiş bir kumaşa sahip olduğu gerçek.. Topu her ayağına aldığın kaleye gitme isteği, iki tarafa da çok rahat çalım atabilme özelliği ve oyun zekası.. Aynı zamanda Kewell'da da olan ceza sahası içine sızıp gol atabilme özelliği.. Sağ taraf ona emanet.. Tabi ki arkasındaki adam da önemli, ama Sabri'yle çok iyi bi ikili olmadıkları net biçimde görülüyor.. Sanırım Uğur oynamayacaksa, orası için hala bi transfer durumu var..

Sonuç olarak hepimiz keyif alarak izliyoruz. Haldun Üstünel yine çok büyük bir iş yaptı. Eğer büyük aksilikler olmazsa Keita bu sezon adından çok bahsettirir. Elano'dan daha çok..

Selametle
TzTa

20 Ağustos 2009 Perşembe

Total futbol mu, Garanticilik mi?

Bu kadar yatırımın üzerine, dünyaca ünlü bir hocanın takımın başına geçmesiyle birlikte herkes Galatasaray'dan büyük başarılar bekliyor. Fenerbahçeliler hariç..Bu beklentiler üzerine düşünüp dururken aklıma gelen ilk şey, takımın sahaya nasıl yayılacağı oluyor..

Şöyle ki; eğer gerçekten eldeki kadro değerlendirilmek isteniyorsa ortaya muhteşem şeyler çıkabilir..Keza takımın başındaki adam total futbolu en iyi bilenlerden, hatta daha önce Katalan ekibinde uygulamışken; model olarak Barcelona alınıyor. Elinde muhteşem bi ofansif güç varken Rijkaard garantili futbol olan 4-2-3-1'i mi tercih edecek, yoksa bu takımın hakettiği oyun olan Arda ve Elano'nun orta saha üçlüsünde yer aldığı bir 4-3-3'ü mü tercih edecek merakla bekliyorum.. Kağıt üzerinde şu şekilde bir 11'den bahsediyorum..

Leo Franco;
Uğur,Gökhan,Servet,Hakan;
Mehmet Topal,Arda,Elano;
Kewell,Baros,Keita..

Bu takım her ne kadar defansif olarak güçsüz görünse de rakibe çok fazla top vermeyeceğini düşünürsek gayet başarılı olabileceğini sanıyorum. Bekleyelim ve görelim.

Galatasaray'ın ne olursa olsun keyif vereceğine eminim, ama en keyiflisi bu olur..

Selametle
TzTa

12 Haziran 2009 Cuma

Ronaldo Şaşırdı


Herhalde Ronaldo 94 milyon euroyu duyduktan sonra biraz şaşırdı, şaşkınlığını atmak için de gece hayatını yol belledi kendine ki daha bir gün önce sevgilisinden ayrılmış olan Paris Hilton ve kardeşiyle sabah 2.05e kadar bir gece kulübünde eğlenmiş, Paris Hilton'la yakın görüntüler sergilemişler. Ordan da devam etmişler geceye Nicky Hilton'ın evinde. Haydi hayırlısı bakalım günler onun günleri şu sıralar.

Bir de Real Madrid'de 7 numara giyemeyeceği için 9 numara giyecekmiş ve sanırım CR7 adındaki firmasının ismi artık CR9 olacakmış. E sezon bitti artık bu tür şeyler çıktı ortaya konuşmak için ama sezon tekrar başlayınca o muhtelemen yine unutturur bunları o şahane futboluyla ve bize onlarca konuşacak yeni hareketler yeni goller izletir...yeni takımında...

11 Haziran 2009 Perşembe

Real Madrid Transferleri

Sınavların, düşük performanslı bir belleğin, birçok zaman meşguliyet ve daha başka bahane edebileceğim birçok şey olsa da bunların başında ihmalkarlığın geldiğini ve bu yüzden de geçerli bir bahane sayılmayacağını bildiğimi söyleyerek uzun zaman sonra tekrar yazıyorum.
Real Madrid 68.5 milyon euroya Kaka'yı aldıktan sonra şimdi de 94 milyon euroya Cristiano Ronaldo'yu alma çabasındaymış. Geçen gazetede okuduğum gibi bir rüya takım oluşturma çabasındalar saırım hakikaten. Ama benim gözümde real madrid biraz Fenerbahçeye benzer. Bu tür bir benzetme yapmak ne kadar doğru bilmiyorum ama benzetiyorum işte. Hiçbir zaman takımından memnun değilmiş edasıyla sürekli yeni yeni dünya yıldızları alırlar ama buna karşılık pek yeterli başarıyı gösterebildiklerini düşünmüyorum. Liglerinde son 3 sezonda 2 kere şampiyon olmuş olmalarına karşın(bir tanesinde barcelona'yla aynı puanda ve 19 daha düşük averaj ile) bu takımın bir ülke liginde başarılı olabileceği zaten aşikar kaç senedir şampiyonlar liginde elle tutulur bir başarısı yok. Kaç senedir yarı finale çıkamadılar daha.
Belki de bunlar düşük düzeyde olan Real Madrid antipatimden kaynaklanıyor ama objektif bakınca yine aynı sonuca ulaşıyorum ben kendi kendime.
Bunlar bir yana, yine de eğer Ronaldoyu da alırlarsa bu sefer yeni bir avrupa başarısına çok daha umutla bakacaklardır muthemelen. Bakmalılar da zaten az buz paralar ve oyuncular değil bu mevzu bahis oyuncular ve bonservis ücretleri. İkisi de tek başlarına birçok takımın gidişhatında olumlu yönde büyük oynamalar yapabilecek oyuncular. Şimdi ikisi de gelirse bakalım ne olacak...